Demirşeyh Türbesi
Demirşeyh Türbesi, Sungurlu ilçesine bağlı Demirşeyh köyündedir ve köye adını vermiştir. Ali Kılcı’nın Vakıflar Dergisi’nde 1985’te yayımlanan makalesine göre kare planlı, kubbeli yapı büyük bir mezarlığın içinde yer alır; içindeki sade mezarın üzerinde “muallak taşı” adıyla anılan bir demir kütle bulunur. Çorum İl Kültür ve Turizm Müdürlüğü’nün broşüründe köy adı “Demirşıh” biçiminde yazılır.
Köy ve ad
Kılcı, köyün 1975 sayımında 1539 nüfuslu büyük bir köy olduğunu, eskiden Ankara-Samsun yolu üzerindeyken yeni yolun açılmasıyla sapa kaldığını yazar. Türbede, camide, çeşmede ve evlerde devşirme malzeme kullanılması, köyün eski bir yerleşim yeri olduğunu düşündürür. Yazar, Selçuklu dönemini anlatan kaynaklarda Demirşeyh ya da Timurşeyh adına rastlamadığını, bu kişi hakkında köy halkından dinlediği rivayetten başka bilgisi bulunmadığını belirtir. Vakıflar Genel Müdürlüğü arşivinde 1827 ve 1869 tarihli “Timurşeyh köyü” cami vakfı kayıtları vardır; Kılcı bu caminin Demirşeyh adına yapılmış olabileceğini yazar.
Rivayet
Köyde anlatılan rivayete göre Horasan’dan Anadolu’nun fethi için hazırlanan bir Türk ordusunun komutanlığına Şeyh Mehmet getirilmiştir. Ağabeyleri Balişeyh ve Sarışeyh de seferdedir. Savaştan önce dua eden Şeyh Mehmet’in yanına gökten bir taş düşer; taşı hamur gibi yoğurur, bunun üzerine komutanlığına karşı çıkanlar ona bağlanır. Savaş kazanılır, üç kardeş şehit düşer ve şehit düştükleri yerlerde defnedilir. Rivayette Balişeyh’in Kırıkkale’deki Balişıh’ta, Sarışeyh’in Çorum’daki Sarışıh köyünün olduğu yerde yattığı söylenir. Kılcı, rivayeti “her efsanede bir gerçek payı vardır” diyerek aktardığını belirtir.
Türbe çocuksuzların çocuk sahibi olması, geç yürüyen çocukların yürümesi ve bazı ağrıların dinmesi dileğiyle ziyaret edilir; çevre halkının yağmur duası için burada toplandığı da yazılır. Kılcı, türbede bir ağaç tokmak ile bir ağaç kökü gördüğünü ve bunların adak için gelenlerden ağrısı olanlarca kullanıldığının söylendiğini aktarır.
Demir kütle
Mezarın üzerindeki kütle için Kılcı, taşın aslında bir göktaşı olabileceğini yazar. Maden Tetkik ve Arama Enstitüsü’nde taştan alınan bir parçanın analizinde demirin ana element, yaklaşık yüzde 10 nikelin ve az miktarda bakır ile kobaltın bulunduğu anlaşılmıştır. Rivayete göre taş, Kalehisar beyinin emriyle işlenmek üzere Kalehisar’a götürülmüş, demirci dükkânında bırakıldığı gece kaybolmuş ve sonra türbedeki yerinde bulunmuştur. Kılcı’ya göre Kalehisar bugün Alaca’ya bağlı bir köydür; ayrıntı için bkz. Kalehisar Medresesi.
Makaleye göre 1971’de türbenin içini kazan bazı kişiler bir şey bulamayıp ayrılmış, sonraki yıllarda demir kütle mezarın üzerine uzatılarak çevresi betonlanmıştır; yazının kaleme alındığı sırada kütlenin 60x70 cm’lik bir bölümü açıktadır.
Yapılış ve vakıf kayıtları
Yapının kitabesi yoktur. Rivayet türbenin Anadolu’nun fethinden hemen sonra yapıldığını söyler; Kılcı ise mevcut biçimin bir Selçuklu yapısından çok sade bir Osmanlı yapısını gösterdiğini yazar. Köyde Tekkeşinler adıyla anılan bir aile türbeyle ilgilenir; aile, atalarından Şeyh Mustafa’nın türbeyi vakfettiğini söyler ve ellerinde II. Mahmud’un H. 1242 (M. 1827) tarihli bir fermanı bulunur. Ferman, “Çorum sancağında Karahisar-ı Demürlü nahiyesine tabi karye-i Demür Ziyareti’nde 132 nefer reayalı Zaviye-i Demürlü Vakfı”ndan söz eder. Kılcı çevrede bir zaviye bulunmuş olması gerektiğini, köylülerin 1946’ya kadar burada sürekli yemek pişirildiğini söylediğini yazar ve türbenin 15. yüzyılda Şeyh Mustafa tarafından yaptırılmış olmasını muhtemel görür. Sonuç bölümünde yapıyı bu yüzyılın sade bir örneği sayar.
Mimari
Kılcı’nın ölçülerine göre türbe dıştan yaklaşık 6,40x6,60 m, içten yaklaşık 4,40x4,20 m boyutlarındadır; duvarlar genelde 1 m’den kalındır. Kubbeye köşelerdeki tromplarla geçilir, pencereler tromplar arasındadır. Duvarlar moloz taş örgü üzerine kesme taş kaplanarak yapılmış, kubbe ve kemerler tuğladır. İlk yapıdan kalan bütün kesme taşlar devşirmedir; bunların bir kısmında haç motifleri ya da yazı görülür ve yazar bu malzemenin Bizans çağına ait olduğunu belirtir. Doğudaki kapı kemerli bir açıklıktır; iç kapıda söveler ve ahşap lento vardır. Güney duvarında bir mihrabiye ile yanında niş bulunur. Türbenin kriptası yoktur. İç zemin dıştan yaklaşık 70 cm alçaktır ve betonla kaplanmıştır; kubbenin dış örtüsü ile pencere altlarına kadar olan kaplama sonradan yıkılıp aslına uymayan biçimde tamamlanmıştır, üstü marsilya kiremitli bir çatıyla kapatılmıştır.
Kılcı, Ankara Sulakyurt’taki Küçük Şami köyü türbesi ve Bilecik Söğüt’teki İsa Dede türbesi gibi örneklerden hareketle Demirşeyh türbesinin de sekizgen kasnaklı bir kubbeyle örtülmüş olmasını muhtemel sayar ve yapının sistemli biçimde onarılmasını diler.
Kültür ve Turizm Müdürlüğü yayınında
“Manevi Huzurum Çorum” broşürü türbeyi, Demirşıh Köyü Mezarlığı içinde, doğu-batı yönünde dıştan dikdörtgen biçimli, girişi doğudan, taş örgülü, iki odalı bir yapı olarak anlatır. Birinci oda broşürün hazırlandığından 25-30 yıl önce yeniden yapılmıştır, ikinci oda özgün biçimini korur. Alçak ve sivri kemerli kapıyla türbe bölümüne geçilir; odalar kare planlıdır, asıl oda kubbeyle örtülüdür. Üç cephede pencere, güney duvarında niş bulunur. Dış köşelerde sarı kesme taş, duvarlarda moloz taş ve devşirme malzeme kullanılmıştır; yapı Osmanlı dönemi türbelerine benzemekle birlikte “taşra tipinde” olarak nitelenir. Kitabe günümüze ulaşmadığından yapım tarihi bilinmez; halk arasında yapının Malazgirt Savaşı’ndan sonra yapıldığı söylenir. Broşür, Demirşıh adının türbedeki göktaşından geldiğinin sanıldığını yazar ve türbenin 1977’de Vakıflar Genel Müdürlüğü’nce onarıldığını belirtir. Kılcı ise 1985 tarihli yazısında onarımların zaman zaman çevre halkınca yapıldığını yazar.
İlçenin genel tarihi için Sungurlu Tarihi sayfasına bakılabilir.
Kaynaklar
- Ali Kılcı, “Demirşeyh Türbesi”, Vakıflar Dergisi, sayı 19, 1985, s. 179-184. https://vakiflardergisi.org/index.php/pub/article/view/76
- Çorum İl Kültür ve Turizm Müdürlüğü, “Manevi Huzurum Çorum” broşürü, Kültür Portalı. https://www.kulturportali.gov.tr/Common/DownloadFile.aspx?f=manevihuzurumcorum.compressed_20160414113807476.pdf