Elvan Çelebi

Elvan Çelebi, bugün Çorum’un Mecitözü ilçesine bağlı ve kendi adını taşıyan köye adını veren bir Türkmen şeyhidir. TDV İslâm Ansiklopedisi’ne göre büyük bir ihtimalle Kırşehir’de doğmuş, hayatının büyük bölümünü ise Mecitözü’nde kurduğu zaviyede geçirmiştir. Yazdığı Menâkıbü’l-kudsiyye, hem ailesinin hem de Anadolu’nun XIII-XIV. yüzyıl tasavvuf tarihinin başlıca kaynaklarından biridir.
Ailesi ve Kökeni
Elvan Çelebi, Moğol istilâsından kaçıp Orta Anadolu’ya yerleşen büyük bir Türkmen şeyh ailesine mensuptur. Babası, Garibnâme’nin şairi Âşık Paşa; dedesi, Karamanoğulları Beyliği’nin kuruluşuna adı karışan Muhlis Paşa; büyük dedesi ise 1240’taki Babaî İsyanı’nın önderi Baba İlyâs-ı Horasânî’dir. Süleyman (Selman) ve Can adlı iki erkek kardeşi vardı.
Elvançelebi Köyü ve Zaviyesi
Mecdî’nin aktardığına göre Elvan Çelebi, babası Âşık Paşa’nın 1326’da Mısır’a gidişinden hemen sonra bugünkü Elvançelebi köyüne gelmiş ve bir daha oradan ayrılmamıştır. Bazı kaynaklara göre bu köye önce dedesi Muhlis Paşa yerleşmiş, dervişleriyle evler kurup çiftçilikle uğraşmış ve ölünce buraya gömülmüştür; Elvan Çelebi de babasından izin alarak dedesinin izini takip etmiştir. Tarihçi Hüseyin Hüsâmeddin’e göre buradaki zaviye, cami ve türbe 753 (1352) yılında inşa edilmiştir (Elvan Çelebi Zaviyesi, Elvan Çelebi Camisi). Eretna Beyliği veziri Alâeddin Ali Şâh-ı Rûmî döneminde zaviyeye zengin vakıflar ve köyün çevresindeki arazi tahsis edilmiştir.
Elvan Çelebi’nin zaviyesi, Baba İlyas’ın Amasya’daki asıl zaviyesinden sonra Vefâiyye tarikatının en önemli merkezi haline geldi; Osmanlı döneminde de önemini korudu ve işlek bir ticaret yolu üzerinde bulunduğu için Avrupalı seyyahların uğrak yeri oldu. XVI. yüzyılda burada konaklayan Alman seyyah Hans Dernschwam, zaviyeye bağlı dervişlerin civardaki kerpiç kulübelerde yaşadığını ve halk tarafından büyük saygı gördüğünü aktarır.
Menâkıbü’l-Kudsiyye
Elvan Çelebi’nin günümüze ulaşan tek eseri, aile tarihini ve tasavvufi görüşlerini yarı menkıbevi bir üslûpla anlatan Menâkıbü’l-kudsiyye fî menâsıbi’l-ünsiyye’dir. Eserin sonundaki beyitte geçen 760 (1358-59) tarihine bakılarak Elvan Çelebi’nin bu tarihten birkaç yıl sonra vefat ettiği kabul edilir; kesin ölüm tarihi bilinmemektedir. Tasavvuf terbiyesini babasının halifelerinden Şeyhülislâm Fahreddin’den aldığını, babasının vefatından sonra halifelerin kendisini onun yerine seçtiğini bu eserde anlatır. Eser, hem dil özellikleri hem de Babaî geleneğinin Sünnîleşme sürecine ışık tutan tarihî bir kaynak olarak değerlendirilir; İsmail E. Erünsal ve Ahmet Yaşar Ocak tarafından geniş bir incelemeyle birlikte yayımlanmıştır (İstanbul 1984).
Vefatından Sonra
Elvan Çelebi, öldükten sonra da bölge halkı tarafından bir velî olarak anıldı; zaviyesi çocuğu olmayanların ve hastaların adak adadığı bir ziyaretgâh haline geldi. XV. yüzyıl şairi Hatiboğlu onu Letâyifnâmesinde üstat kabul ettiği sûfî şairler arasında anar; hakkındaki menkıbeler XVII. yüzyılda Batılı seyyahların eserlerine kadar ulaşmıştır. Torunlarından tarihçi Âşıkpaşazade de bu köyde doğup büyümüş, bir dönem aynı zaviyede yaşayarak II. Murad’a destek vermiştir.