Osmanlı Salnamelerinde Çorum (1869-1908)

Osmanlı Salnamelerinde Çorum (1869-1908)

Bu sayfa, tarihçi Mehmet Çanlı’nın Ankara, Kastamonu, Sivas Osmanlı Vilayet Salnamelerinde Çorum (1869-1908) (kısaca burada Salnamelerde Çorum) adlı kitabına dayanarak, salname denen yıllık resmî yayınların bugünkü Çorum ilini o dönem hangi bilgilerle kaydettiğini özetler. Çorum’un genel tarihçesi için Tarihçe sayfasına, ilçelerin kendi tarihi için ilgili ilçe tarihi makalelerine bakılabilir. Kazaların kendi başına nüfus, kurum ve üretim bilgisi için bkz. Salnamelere Göre Çorum’un Kazaları.

Salname nedir?

Salname, Farsça kökenli, bir senelik olayları topluca ve kronolojik gösteren yıllık eserler için kullanılan bir terimdir; Tanzimat’tan sonra Türkçeye girmiştir. H. 1321 tarihli Sivas Vilayet Salnamesi’nde yapılan tanıma göre salname, “bir yerin havasının iyiliği, ulaşımı, coğrafi durumu, toprak yapısı, zirai durumu, ticari ve sanayi durumu, örf ve adeti, memurların isimleri, rütbe ve sanatını öğrenmek için tutulan bir rehber”dir (Salnamelerde Çorum, s. 1). İlk resmî Osmanlı salnamesi, Sadrazam Koca Reşit Paşa’nın teşvikiyle tarihçi Hayrullah Efendi, Ahmet Vefik Efendi ve Ahmet Cevdet Paşa’nın ortak çalışmasıyla 1847’de “Salname-i Devlet-i Aliye-i Osmaniye” adıyla yayımlanmıştır; devlet salnameleri 1912’ye kadar düzenli çıkmış, ilk salnameler 100 sayfayı geçmezken sonraki salnameler 700-800 sayfaya ulaşmıştır (s. 2).

İlk vilayet salnamesi H. 1283 (M. 1866) tarihli Bosna Vilayeti Salnamesi’dir; son vilayet salnamesi ise 1337-38 (1919-20) tarihli Bolu Livası Salnamesi’dir. Özellikle 1867’deki Vilayet Nizamnamesi’nin çıkarılmasından sonra vilayet salnamelerinde ciddi bir artış görülmüştür (s. 2-3). Kitap, bugünkü Çorum ilini oluşturan coğrafyanın o dönemde üç ayrı vilayete bağlı olması nedeniyle Ankara, Kastamonu ve Sivas vilayet salnamelerini birlikte taramış; Ankara Vilayeti’nin on üç, Kastamonu Vilayeti’nin on dokuz, Sivas Vilayeti’nin on dört salnamesini incelemiştir (s. 4-6).

Çorum ve kazalarının vilayet-sancak bağlantıları

1867 Vilayet Nizamnamesi’nin uygulanmaya başladığı yıllarda bugünkü Çorum ilini oluşturan kazaların her biri farklı bir idari birime bağlıydı: Çorum, Sungurlu ve Alaca (o dönemki adıyla Hüseyinabad) Ankara Vilayeti’nin Yozgat Sancağı’na; İskilip ve Kargı Kastamonu Vilayeti’nin Kastamonu Sancağı’na; Osmancık ve Mecitözü ise Sivas Vilayeti’nin Amasya Sancağı’na bağlıydı (Önsöz).

1894 yılında Çorum kazası tekrar sancak (liva) haline getirildi; bu değişiklikle İskilip, Osmancık, Sungurlu kazaları ile Hüseyinabad (Alaca) nahiyesi coğrafi konumları gerekçesiyle Çorum Sancağı’na bağlandı, ancak aynı tarihte yeni idari teşkilat hemen kurulamadı. Bu yüzden İskilip ve Osmancık’la ilgili bilgiler 1894’ten sonra da bir süre Kastamonu ve Sivas vilayet salnamelerinde yer almaya devam etti (s. 9); Kastamonu Vilayeti salnamelerinde İskilip Kazası’na dair bilgiler bu geçiş yüzünden 1893, 1894 ve 1896 salnamelerinde de görülür (s. 5). Osmancık 1894’te Çorum Sancağı’na bağlandığı halde, Mecitözü Kazası 1916 yılına kadar Amasya’ya bağlı kalmıştır (bu değişiklik Mecitözü Tarihi sayfasında da anlatılır); kitap, Mecitözü ile ilgili 1892’den sonraki bilgileri de bu yüzden Sivas Vilayet Salnamelerinden vermeye devam ettiğini belirtir (s. 6).

Kargı Nahiyesi ise 1869’da Kastamonu Vilayeti’nin Tosya Kazası’na bağlı bir nahiyeydi; 1900 yılında Osmancık Kazası’na bağlı görülür. Çorum sancak haline geldiğinde bu nahiyenin Tosya’ya bağlılığı sürmüş, Kargı ancak 1957’de Çorum’a bağlanmıştır (s. 32).

İdari kurumlar ve kentsel yapı

Salnamelere göre Çorum kazasında 1871’de kaza idare meclisi, dava meclisi, Emlak Komisyonu ve bir telgrafhane bulunuyordu; merkezde bir hükümet konağı, bir hapishane ve yirmi beş hayvanlık bir ahır vardı (s. 9). Sonraki yıllarda kurumlar hızla çeşitlendi: 1873’te Menafi-i Umumiye Sandığı, 1881’de Bidayet Mahkemesi, Aşar Dairesi ve Ziraat Odası, 1882’de Rüsumat İdaresi, 1889’da Nüfus İdaresi ve Duyun-ı Umumiye İdaresi kuruldu (s. 9). Çorum’un liva (sancak) haline getirildiği 1894’te merkezde kırk yedi mahalle ve buna bağlı yüz yetmiş beş köy bulunuyordu; liva statüsüyle merkez mahalle sayısı kırk sekize çıktı (s. 9-10). Kitaba göre 1881’den itibaren belediye meclisi başkanından ayrı, gerçek anlamda belediye başkanı sayılabilecek ilk kişi Halil Hilmi Efendi’dir; Çorum merkezde belediyenin kurulması tahminen 1880 yılıdır (s. 11).

Nüfus

Kitaptaki tablolara göre Çorum kazasının nüfusu 1878’de merkez kasabada 6.534, 1881’de kaza genelinde 21.915, 1882’de 21.886 idi; kitap bu rakamların yalnız askerlik ve vergi mükellefi erkek nüfusunu gösterdiğini, kadın nüfusun ancak 1889’dan itibaren sayıma dahil edilmeye başlandığını belirtir (s. 11-12). 1893’te Çorum merkezinin toplam nüfusu 16.629, kaza genelinde 34.024’tür. Sancak statüsüne geçildikten sonra 1900’de merkez kazada 56.267, 1902’de 56.342, 1907’de 59.609 nüfus kaydedilmiştir (s. 12); kitaba göre 20. yüzyıl başında Çorum merkez kaza ve köylerinde ortalama elli dokuz bin civarında Müslüman nüfusa karşılık sekiz yüz elli civarında gayrimüslim (ağırlıklı Ermeni, az sayıda Rum; Protestan ve Katolik nüfus ise çoğunlukla ticaret amacıyla merkeze yerleşmiş yabancılardır) bulunuyordu (s. 13).

Kitabın Sonuç bölümüne göre bölge geneli 1870’lerin ortasında yaklaşık yüz altmış bin nüfusluyken, 20. yüzyıl başında iki yüz bin civarına ulaşmıştır; bu artışta özellikle Çorum merkez, Sungurlu, Osmancık, İskilip ve Mecitözü kazalarına yönelen göçmen hareketliliğinin payı vardır. Salnameler göçün nereden geldiğini ve göçmenlerin etnik kökenini belirtmez, ancak bu kazalarda muhacir komisyonlarının kurulduğunu ve göçmenlere toprak açmak için bataklıkların kurutulduğunu kaydeder (s. 42).

Eğitim, din ve kültürel yapılar

Kitaba göre Çorum kazasında 1872’de Rüştiye Mektebi dört sınıflı olup seksen bir öğrencisi vardı; kaza ve köylerindeki sıbyan mektepleri ile medreselerde toplam iki bin yüz altmış beş öğrenci bulunuyordu, merkezde iki kütüphane vardı (s. 13). Sancak olunmasından sonra okullaşmada belirgin bir artış görüldü: merkezde on medrese dahil toplam on bir medrese ile çeşitli mekteb-i ibtidai, mekteb-i idadi, sıbyan ve Rüştiye mektepleri, ayrıca bir Rum okulu daha kaydedilmiştir (s. 13-14).

1895 Ankara Vilayet Salnamesi’ne göre Çorum ve çevresinde yüz altmış beş cami ve mescit vardı; bunların yirmi üçü minareli, üçü minaresiz olmak üzere yirmi altısı cami, yirmi biri mescit merkezdeydi; ayrıca bir Ermeni kilisesi, on bir medrese, iki kütüphane, dört hamam, yirmi kahvehane, elli çeşme ve on ahşap köprü bulunuyordu. Kitaba göre merkezdeki en önemli cami, Selçuklular döneminde yapılıp IV. Murad döneminde yeniden inşa edilen, bugün Ulucami olarak bilinen camidir (s. 15). 1890’larda Çorum merkezde Mevleviye, Halidiye, Rifaiye ve Kadiriye tarikatlarına ait tekkeler bulunuyordu (s. 16).

Diğer kazalarda da benzer bir zenginlik görülür: kitaba göre İskilip, Şeyhülislam Ebussuud Efendi’nin ve ailesinin bu bölgede yaşamış olması nedeniyle özellikle dinî ve ilmî açıdan öne çıkan bir merkezdi (s. 30-31); Sungurlu’da ise Hititlerden kalma kalıntıların (Tavium, Pterium/Yazılıkaya, Höyük) salnamelerde ayrıca anıldığı görülür (s. 22-23). Kazaların ayrıntılı nüfus ve kurum bilgisi için bkz. Salnamelere Göre Çorum’un Kazaları.

Ekonomi ve üretim

Kitaba göre Çorum kazasının ekonomisi tarım, hayvancılık ve ormancılığa dayanıyordu; 1872 verilerine göre ekilen arazi toplam 152.490 dönümdü, yetiştirilen ürünler arasında buğday, arpa, burçak, darı, nohut, mercimek, bakla, kendir, cehri, üzüm, elma, armut, zerdali, kiraz, ceviz ve dut sayılır. Mera 47.500 dönüm olup ortalama üç yüze yakın koyun ağılı barındırıyordu; 1872’de doksan dokuz bin yedi yüz üç koyun ve yedi bin yirmi beş keçi kaydedilmişken, 1893’te koyun sayısı yirmi sekiz bin yüz seksen altıya düşmüş, buna karşılık keçi otuz dokuz bin dört yüz altmış dokuza, tiftik keçisi on iki bin doksan sekize yükselmiştir; ayrıca altı bin sekiz yüz elli sığır ve sekiz yüz manda vardı (s. 16-17). Kazada beş büyük orman bulunuyor, yıllık ortalama otuz dört-otuz beş bin ağaç kesiliyordu; sanayi üretiminde yünden şal, pamuk ipliğinden bez, aba ve demirden tarım aletleri imal ediliyordu; haftada iki gün (pazar ve pazartesi) pazar kuruluyordu (s. 17).

Kitabın değerlendirmesine göre bölge ekonomisi genelde tarım, hayvancılık, ormancılık ve madenciliğe dayanıyordu; tarım ürünlerinde fazla çeşitlilik yoktu. 1890’lardan sonra geleneksel koyun ve kıl keçisi yetiştiriciliğinin yerini tiftik keçisi yetiştiriciliğinin almaya başlaması, yazara göre yalnız Çorum’a özgü değil, dönemin Avrupa sanayisinin hammadde talebine bağlı genel bir eğilimdi; bu değişime paralel olarak özellikle Çorum merkez ve İskilip’te deri sanayii (debbağhaneler) gelişti (s. 43).

Kitabın salnamelere yönelik değerlendirmesi

Yazar Mehmet Çanlı, incelediği Ankara, Kastamonu ve Sivas vilayet salnamelerinin yerel idareciler tarafından ne ölçüde sağlıklı hazırlandığını sorgular ve bu üç vilayetin salnamelerinin başlangıçta çok yüzeysel ve dar kapsamlı olduğunu, bilgilerin ancak sonraki dönemlerde detaylandırıldığını belirtir. Yazara göre salnamelerin ortak bir özelliği, merkezi yönetime ve yerel yöneticilere aşırı övgü içermeleridir; hatta bölgelerin tanıtımında bu övgüyle birlikte bazı yanlış bilgiler de verilmiştir. Bilgilerin toplanmasında genellikle sözlü tarih yöntemine başvurulduğunu da ekler (s. 3).

Kitabın Sonuç bölümüne göre bölge, farklı vilayetlere bağlı kazalardan oluştuğu ve kazalar arasında yakın döneme kadar sağlıklı bir karayolu bağlantısı kurulamadığı için ortak bir bölge kültürünün oluşması gecikmiştir: İskilip ve Kargı geçmişte Kastamonu’ya bağlı olduğundan Kastamonu kültüründen, Osmancık ve Mecitözü ise Amasya’ya bağlı olduğundan Amasya kültüründen beslenmiştir; yazara göre bu farklılaşma kitabın yazıldığı dönemde de bir ölçüde sürmektedir (s. 43).

Kaynaklar

Sık sorulan sorular

Salname nedir?

Salname, Osmanlı döneminde bir senelik olayları, idari yapıyı, kurumları ve istatistikleri topluca gösteren yıllık resmî yayınlardır. Türkçeye Tanzimat'tan sonra giren bu kelime, ilk kez 1847'de "Salname-i Devlet-i Aliye-i Osmaniye" adıyla basılan devlet salnamesiyle ortaya çıkmıştır (Salnamelerde Çorum, s. 1-2).

Çorum ve ilçeleri 1869-1908 arasında hangi vilayetlere bağlıydı?

Mehmet Çanlı'nın kitabına göre Çorum, Sungurlu ve Alaca (Hüseyinabad) Ankara Vilayeti'nin Yozgat Sancağı'na; İskilip ve Kargı Kastamonu Vilayeti'nin Kastamonu Sancağı'na; Osmancık ve Mecitözü Sivas Vilayeti'nin Amasya Sancağı'na bağlıydı (Salnamelerde Çorum, Önsöz).

Çorum ne zaman müstakil sancak (liva) oldu?

Kitaba göre Çorum kazası 1894'te tekrar sancak statüsüne kavuşmuş; bu değişiklikle İskilip, Osmancık, Sungurlu kazaları ile Hüseyinabad (Alaca) nahiyesi Çorum Sancağı'na bağlanmıştır, ancak idari teşkilat hemen kurulamamıştır (Salnamelerde Çorum, s. 9).

Yapay zekâ ile

Çorum'u sorarak keşfedin

Tüm araçlar ve kurulum

Soru sorarak arayın

“Hititlerin başkenti neresiydi?” gibi bir cümle yazın; anlamca en yakın sayfalar gelsin.

Aramayı aç ⌘K

Asistanınıza bağlayın

MCP sunucusuyla Claude, ChatGPT, Cursor ve VS Code sitede arama yapıp kaynak göstererek yanıt verir.

Kurulum adımları

llms.txt

Yapay zekâ modelleri için hazırlanmış site haritası ve tüm içerik özetleri tek dosyada.

Dosyaları gör

Uygulama olarak yükleyin

Ana ekrana ekleyin; gezdiğiniz sayfalar ören yerinde çekim olmasa da açılır.

Nasıl yüklenir?

Bir yer, yemek ya da konu yazın; ya da “Hititlerin başkenti neresiydi?” gibi bir soru sorun.